01.11.2018

Uncategorized @tr

"Almanca-Türkçe meslek okulu!"

Görkem, Oğuzhan, Sarah ve Tobias bir mesleki öğrenci değişimine katıldılar. Ne süprizler yaşadıklarını ve proje ile ilgili düşüncelerini blogumuzda okuyabilirsiniz.

Buluşma projelerine katılanların başlarda bazı tereddütlerinin olması doğaldır. Bu durum Ettlingen’den St. Augustinusschule ile Çanakkale’den Karşıyaka Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin „mesleki eğitim halkası“ isimli projelerinde de böyleydi. En azından projeye katılan Görkem, Oğuzhan, Sarah ve Tobias’ın kendi deneyimleriyle ilgili söyledikleri, öğrenci değişim programı sürecinde neler hissettiklerine dair bize bazı ipuçları veriyor.

Bu şüphe pekâlâ anlaşılabilir. Hele bir de katılımcılar ortak bir dil konuşmadan halatlı bir tırmanış parkurunu aşmak, bir pide fırını kurmak ve hep birlikte yerin derinliklerindeki bir madene inmek gibi zorluklarla karşılaşıyorlarsa…

Katılımcılardan Görkem hislerini şöyle tarif ediyor: „Bu projenin amacı gerçekten hoşuma gitti. Projeyi yaz tatilinde duymuştum. Heyecanla gideceğimiz günü bekledim. İlk başta bazı tereddütlerim vardı. Ama bambaşka şeyler de olabilirdi. Heyecanım giderek artıyordu.“ Sarah da „dilimizi bilmeyen ve belki de anlaşamayacağımız“ diye anlattığı Türkiye’den gelen bu katılımcılara hak vermiş.„Nihayet o an gelip de tanıştığımızda biraz heyecanlıydım“ diye itirafta bulunuyor.

Ama bu kaygılar hızla dağılacaktı. Görkem bu rahatlamayı şöyle ifade ediyor: „Almanya’ya vardığımız andan itibaren her şey yolunda gitti.“

Gruptakiler sadece tanışma esnasında çok eğlenmekle kalmamış, halatlı tırmanış parkurunun üstesinden de birlikte gelmişler. Sarah bu deneyimi şöyle aktarıyor: „Birçok grup oyunu oynadık ve gittikçe daha rahat hareket etmeye başladık. Dil sıkıntısına rağmen, el kol hareketleri ve okulda öğrendiğimiz İngilizceyle gayet iyi anlaşabildik.“

Tobias da bunu doğruluyor: „Dil eksikliğine rağmen çok iyi anlaştık. El kol hareketleriyle iletişim kurduk. Eğlenmek için mutlaka aynı dili konuşmanız gerekmiyor.“

Katılımcılar zorlu eğitim aşamalarını başarıyla tamamlamışlar. „Öğrenci değişim programındaki öğrencilerden Harun bizim genç tercümanımızdı,“ diyen Tobias sözlerine şöyle devam ediyor: „İşi her ne kadar yorucu olsa da, böyle bir sorumluluğu yerine getirmekten büyük zevk aldı. Böylece Türkçesini düzeltip geliştirme imkânı da buldu.“ Türk-Alman proje gruplarıyla birlikte birbirinden farklı mobilyalar yaptıklarından da bahseden Tobias „kanepeden banklara ve taburelere değin yapmak istedikleri bütün mobilyaların seçimini onlara bıraktık“ diyor.

Görkem deçoğu şeyin yolunda gittiğini söylüyor: „Hiç böyle beklemiyorduk. Çok güzeldi. Birlikte çalıştık. Palet çalışmasını ve boyamayı çok sevdim.“

Yeraltı madeni gezisi, Sindelfingen Otomobil ve Teknik Müzesi ile Neckarsulm’deki Audi fabrikasının ziyaret edilmesi ve dünya kültür mirası Völklingen’e düzenlenen gezi ise programın en çok ilgi çeken etkinlikleri olmuş.

“Çarşamba ve perşembe günü buzlar eridi ve Türkiye’den gelen öğrencilerle aramızda harika bir arkadaşlık oluştu. Etkinliklere giderken çok eğlendik, şakalar yapıp oyunlar oynadık. Müze ve maden gezileri gibi etkinliklerde birlikte çok vakit geçirdik, birbirimize saygı gösterdik ve ortaya çıkan sorunların çözümünde yardımlaştık,” diye yazıyor Tobias. Oğuzhan içinse bütün bu gezilerin apayrı bir yeri var: „Kömür madeni ve demir fabrikası gezileri olağanüstü bir maceraydı. Çok güzel bilgiler edindik. Audi’de o güzel arabaları görüp onlara binmek de çok zevkliydi.”

Bu sözleri Sarah da onaylıyor: “İlginç gelebilir ama çok rahat ve eğlenceli bir ortam vardı. Hepimiz gayet iyi anlaştık. Benim için özel olan tarafı ise şuydu: Hepimiz eşittik ve ortak bir dil eksikliğine rağmen zamanla bir takıma dönüştük.”

Sarah giderek yaklaşan veda öncesindeki ruh halini ise şöyle anlatıyor: “Hem biz hem de misafirlerimiz sona yaklaşıldıkça üzüldüğümüzü fark ettik.”

Oğuzhan hem geriye dönüp projeyi hem de geleceği düşünüyor. „Bu bir hafta içinde edindiğim tecrübeyi asla unutmayacağım,“ diyor.

Tobias tam da buluşma projelerine özgü bu durumu ayrıntısıyla yeniden anlatıyor: „Vedalaşmak çok zor geldi, çünkü yeni arkadaşlıklar kurmuş ve bir arada olmaya tamamen alışmıştık. Yaşadığımızın her şeyden önce olağanüstü güzel bir macera olduğunu söylersem, projeye katılan herkesin duygularını dile getirmiş olurum diye düşünüyorum. Kendi adıma şunu söyleyebilirim: Türkiye’ye mutlaka gitmek istiyorum, çünkü bunun için söz verdim ve sözümü tutmakta kararlıyım.“

Görkem de onunla aynı fikirde: „Bizi çok iyi karşıladılar. Proje tahmin ettiğimden çok daha iyiydi. Ve şimdi sıra sizde! Heyecanla sizi bekliyoruz. Projenin mutlaka devam etmesini diliyoruz.“